Evinizin Wi-Fi Güvenliğini Sağlamak İçin 5 Öneri



 Wi-Fi gerek kullanım kolaylığı gerek birçok cihazın aynı anda internete bağlanmasına imkan verdiğinden oldukça popüler olan bir teknoloji. Günümüzde mobilden televizyona kadar her şeyi Wi-Fi ile tek bir ağa bağlayabiliyoruz. Peki bu kadar kullanılan bir teknolojinin güvenliğini yeterince önemsiyor musunuz? Davetsiz bir misafirin ağınızda dolaşmadığından emin misiniz? Cevabınız hayırsa aşağıdaki 5 öneriye göz atabilirsiniz.

1)Modem ayarlarına girme zamanı
















 Genellikle internet hizmetini aldıktan sonra pek fazla modem arayüzüne girip dolaşmayı tercih etmeyiz. Modem arayüzüne girmek için kullandığınız şifreyi değiştirmeniz alacağınız önemli bir önlem zira arayüze ulaşan bir misafir ciddi anlamda sizi zarara uğratabilir. Bu arayüze ulaştığınızda ağınızı kullanan kişileri kontrol edebilirsiniz. Ayrıca modeminiz için yayınlanan güncellemeleri kontrol edin nedeni ise bu güncellemelerin güvenlik açıklarını kapatmak için yayınlanması.

2)Wi-Fi şifresini kaç kişiyle paylaştınız?

 Eve gelen akrabadan tut arkadaşlara kadar Wi-Fi şifrenizi vermiş olabilirsiniz. Bu konuda çemberin  etki alanını daraltmak hatta sıfırlamak için yapacağınız tek şey basit olsa bile kendinize yeni bir şifre oluşturmak. Düzenli aralıklarla bu şifre değiştirme alışkanlığını edinmeniz güvenlik konusunda sorun yaşamanızı engelleyecektir.


3)Görünmeyen şeye kim ulaşabilir?

Wi-Fi ağınızın herkes tarafından görülür olması sizi davetsiz misafirlerin hedefi durumuna sokabilir. Bu durumda yapmanız gereken görünmez olmak kendiniz değil tabi ki ağınızı görünmez yapmanız. Bunun için modem arayüzünde kablosuz sekmesinden görünürlüğü gizle ayarına ulaşmanız gerekiyor. Ve artık hedef değilsiniz.

4)İşinizi güvenlik yazılımlarına devredin

Eğer güvenliğinizden şüphe ediyorsanız güçlü bir güvenlik yazılımı edinebilirsiniz. Ücretli veya ücretsiz olması size kalmış. Ama yine de sizin de biraz farkında olmanız lazım nasıl olsa yazılım var diye hiç bir şey yapmaz iseniz birkaç davetsiz misafir sizi ziyaret edebilir.

5)Kablolu internet görev başına

















Eğer tek ve kesin bir çözüm istiyorsanız kablolu internete geçin içinizi kemiren şüphelerden kurtulun. Ancak bu yöntem sadece bilgisayarda geçerli olduğundan ne kadar güvenli olsada ilkel bir çözüm.

0 yorum:

SEO Bilmeden Yükselmek Mümkün Mü?

 
 SEO kısaca sitelerin bulunurluğunu ve sırasını yükselten bilinçli taktiklerdir. Blog hayatına yeni başlayan kişiler genellikle birkaç yazı yazar ancak yazılarının genelde çok alt sıralarda çıktığını görür ve emeklerinin boşa gittiğini düşünebilir yani en azından ben böyle düşünmüştüm. Sonra bir arayış içine girer ve SEO ile tanışır. Bu tekniklere kafasını yormaya başlar ve yazının insanlara ne vermesi gerektiğinden çok  tekniklerim uygun mu kafasına ulaşır. Aslında bu kadar aşırı ilgiye gerek yok, benim fikrim; google eğer kullanıcıların yararına yazıları onlara ulaştırmayı hedefliyorsa biz de yararlı ya da insanları ilgilendiren yazıları onlar için yazıyorsak sadece beklemeyi öğrenmeliyiz. Ve bu arada başlıktaki sorunun cevabı da evet olacak ancak bu cevap beklemeyi becerebilen bloggerlar için geçerli.



 Çeşitli  firmaların sitelerine baktığımızda aslında google sürekli kendini geliştirdiğinden ve akıllıca algoritmalar kullandığından sizin yapmanız gereken tek şeyin insanların istediği şeyi onlara vermeniz gerektiği sonucuna ulaşıyoruz. Yapmanız gereken sadece özgün yazdığınız yazıları paylaşmak ve indexlenmesini beklemek. Ama burdaki beklemeden kasıt bayağı bi beklemek çünkü biz SEO ile ilgilenmiyoruz ya da ilgileniyorsak bile birkaç küçük teknik kullanıyoruz. Benim daha önceden edindiğim blog tecrübelerime dayanarak bir özet geçmem gerekirse. Yazınızı tamamen özgün ve akıcı bir dille yazın ve bekleyin inanın ki blogunuz yavaş ta olsa yükselmeye ve büyüyecek. Ha illa SEO uygulamak isterseniz birkaç aşırıya kaçmayan teknik verebilirim.

  •  Yazılarınız tamamen özgün ve akıcı olsun. Yazının içeriğinde rakiplerinizi iyi analiz edin.
  •  Blogunuzu kurduktan sonra gerekli SEO ayarlarını yapın bunlar bir kere yapıldıktan sonra devam eder bir daha uğraşmanıza gerek kalmaz.
  •  Yazılarına çarpıcı ve ilginç başlıklar koyun. Mesela bir başlıkta teknikler demek yerine en iyi 5 teknik demeniz kalitenizi arttırır.
  •  Etiketlerinizi ortalama 4-5 adet girmeniz ve konuyu özetlemelerine dikkat etmeniz yeterli. Ayrıca fazla etiket kullandığınızda sandbox denilen olayın başınıza gelmesi muhtemel.
  •  Resimlerinize de etiket girmeyi unutmayın çünkü onlarda yazınızın bir bölümü.

0 yorum:

Asus Zenfone 2 Laser Detaylı İnceleme

  Asus Zenfone 2 Laser Detaylı İnceleme

 Asus, bilgisayar piyasasında boy gösteren bir firma olarak bilinmesine rağmen günümüzde hatta son 3-4 yıldır telefon sektöründe de adından söz ettiriyor. Telefonlarında tasarım ve mühendisliği güzel bir şekilde kullanıldığından ve fiyatının uygunluğundan dolayı benim telefon tercihim Asus Zenfone 2 Laser 5 inç yönünde oldu. Hala alacak veya almayı düşünenler varsa onlara fikir vermesi açısından detaylıca inceleyeceğiz.

 Tasarım ve Renk

 Telefonun diğer tasarımlardan en büyük farkı ses tuşunun arka kamera altına alınmış olması. Böylece yan tarafları tamamen düz olan bir şekle sahip. Alt tarafta şarj girişi üst tarafta  kulaklık girişiyle birlikte açma kapama tuşu yer alıyor. Ekrana geldiğimizde kapasitif tuşlar alt kısımda yer alıyor üst tarafta ise bir adet  ön kameraya yer verilmiş ancak kameranın neredeyse sağ tarafa yapışmış olması fotoğraf çekerken birkaç sorun çıkartabilir. Arka tarafta bir adet arka kamera yan taraflarında ise karşılıklı olarak flaş ve lazer sensörü,hemen altında ses tuşu ve asus yazısı yer bulunuyor. Arka kapak ve renk konusuna değinirsek kesinlikle siyah ya da kırmızı rengi tavsiye ederim nedeni ise arka kapağın aşırı derecede parmak izini göstermesi neredeyse her dokunduğunuzda parmak iziniz kalıyor. Kırmızı renk ise biraz daha kendini farkettirdiğinden alınabilir. Son olarak tasarım olarak bir ödül aldığını da eklemek istiyorum.

 Performans

 Asus Zenfone 2 Laser performans olarak çok yüksek şeyler vaat etmiyor ama işinizi de görüyor. Online oyunlarda kafa topu,hay day vb. hiç sorun yaşamadım ancak kullanımdan sonra ısınma biraz fazla oluyor ayrıca oyun oynarken şarjının su gibi aktığını görebilirsiniz hayal görmüyorsunuz gerçekten hızlı tükeniyor şarjı (5 inç için konuşuyorum tabiki).Eğer alacağınız telefonda oyun oynamak amacıyla hareket ediyorsanız bence ikinci planda düşünmelisiniz bu telefonu.Oynar mısınız tabiki oynarsınız ancak gereksiz yere telefonu zorlarsınız.

 Kamera

 Aslında telefonun tasarımından yazılımına kadar sadece kameraya önem verilmiş benim düşüncem. Arka kamera lazer odaklamaya sahip ve zaten telefonun öne çıktığı tarafta bu. Telefon gerçekten hızlı odaklıyor ekrana dokunduğunuz an odaklanmış oluyor. Kamera kendi içinde bir çok çekim moduna sahip bunlardan bazıları gif animasyon,panorama,zaman atlama,akıllı kaldır gibi. Ayrıca ışığın yetersiz kaldığı ortam ve durumlarda sağ alt köşede baykuş simgesi çıkıyor bu aslında gece modu gibi bir özellik pixelleri birleştirerek daha fazla ışık almayı sağlıyor böylece işinizi görüyor geceleri. Peki flaş kullansak niye uğraşıyoruz derseniz flaş bazı yerlerde aşırı parlamaya neden olacağından karmaşık bir fotoğraf olmasına sebep olucaktır. Gece modu ise fotoğrafın her yerine eşit ışık dağılımı sağlıyor.Aşağıda örnekleri bulabilirsiniz.




Şarj ve 5"-5.5" inç seçimi

 Aslında iki konuyu bir araya aldım çünkü seçim yaparken boyutların arasında tek fark ekran büyüklüğü ve batarya kapasitesi. Ben 5"inç modeline sahibim gerçekten şarjın çok çabuk bittiğini farkediyorum peki neden 5.5" inç almadın derseniz  internetteki yorumlara baktığımda bu modelde çoğunluğun çeşitli arızalarla karşılaştığını gördüm nedeni ise asusun kullanılmış ürünleri piyasaya sürmüş olması daha sonradan bunlar garanti kapsamına alındığını duyursalar da güvenim biraz sarsıldı. Bu olayın 5" inç modelinde seyrek rastlandığından ben de bu modele karar verdim. Şu anlık bir soruna sahip değilim. Sorularınızı yorumlardan sorabilirsiniz.


1 yorum: